Bir bardak çay gibi ömür…
Kiminin ki bir dikişte biter, kimininki ise
yudum yudum… Dibinde kalan
çöpler ise hayattan kalan kalıntılar…
Üç şeye dikkat etmek gerekir yaşamda…
göz, dil ve gönül… Göz ve dile hâkim olmak zor
ama gönül’e hâkimiyet daha güç… Gönlü sakınmak
lazım; kin nefret ve kıskançlık yatağı olmaktan…
Tereddütte kalmamak, ne istediğini bilmek
veyahut neyi isteyeceğimizi bilmek…
Küstahlığa düşmek korkusu da var tabi insanın i
çinde davaya, hayata ve ilme karşı…
Övünmek korkusu da var tabi insanın küfre,
cisme ve an’a karşı… Sanki canavarın esiri
gibi bir sağa bir sola çarpıyor, istikrarsız
ekonomi gibi bir ileri bir geri gidiyorsun…
Enflasyonun canavarı olmuşuz haberimiz yok…
Karanlıkta kaybolan gölge misali silinmiş hayattan,
ayrılmak zor ama sonu bilmek daha zor…
Hazan mevsiminde dökülen yapraklar gibi,
tek atımlık kurşunu kalmış kovboy gibi, ölümün
soğukluğunu hisseden gladyatör gibi,
hızlı adımlarla çıkan ve yine hızlı adımlarla
düşen başarısızlıktan korkan, başarınca
başarısızlığı unutan, başarısız bir başarılı gibi…
Ben mutluluk sınırlarını aşıyorum…
Asım’ın nesliyiz acıların içinde…
Acılarımı anıyorum devamlı günbegün…
Dost görünen düşmanlar, düşman olan dostlar ile…
Aklımın duru olması zihnimi karmakarışık yapıyor,
her bölgesi neden ve niçinler ile dolu…
Toprakta çürüyen beden ve saç, yoldaş olan
kefenle nefis, peşime düşen sessiz gölgeler…
Karanlık sokaklarda sessiz ve çaresiz şikâyetname
hazırlamaktalar hakkımda… Öldü dersiniz…
Ölümü hak edecek yeterlilikte de değilim ama
medet bekleyecek tek bir kapı, felaha çıkacak bir yol vardır belki…
Karanlıkta kaybolan gölge misali silinmiş hayattan,
ayrılmak zor ama sonu bilmek daha zor…
Hazan mevsiminde dökülen yapraklar gibi,
tek atımlık kurşunu kalmış kovboy gibi, ölümün
soğukluğunu hisseden gladyatör gibi,
hızlı adımlarla çıkan ve yine hızlı adımlarla
düşen başarısızlıktan korkan, başarınca
başarısızlığı unutan, başarısız bir başarılı gibi…
Ben mutluluk sınırlarını aşıyorum…
Asım’ın nesliyiz acıların içinde…
Acılarımı anıyorum devamlı günbegün…
Dost görünen düşmanlar, düşman olan dostlar ile…
Aklımın duru olması zihnimi karmakarışık yapıyor,
her bölgesi neden ve niçinler ile dolu…
Toprakta çürüyen beden ve saç, yoldaş
olan kefenle nefis, peşime düşen sessiz gölgeler…
Karanlık sokaklarda sessiz ve çaresiz şikâyetname
hazırlamaktalar hakkımda… Öldü dersiniz…
Ölümü hak edecek yeterlilikte de değilim
ama medet bekleyecek tek bir kapı, felaha
çıkacak bir yol vardır belki…
Bir bardak çay gibi ömür… Kiminin ki
bir dikişte biter kimininki ise yudum yudum…
Dibinde kalan çöpler ise hayattan kalan kalıntılar…
Alıntı...