İspirim.Org | İlçemiz İspire Hoş Geldiniz
Köy Resimleri Sayfamız Açıldı !!!

Anasayfa | Forumlar | Hesabınız | İspir Resimleri | İspir Videoları | Köy Resimleri | Köşe Yazıları | Ziyaretçi Defteri | Köy List | İletişim | Tavsiye Et | Sohbet   

 
Dünyanın En Büyük İspir Sitesi | İspirim.Org: Forums

SSS Arama Kullanıcı Grupları Profil Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın Giriş
Rütbeler Arama Kullanıcı Grupları Profil Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın
Giriş 

BloglarBloglar    Blog Kontrol PanelBlog Kontrol Panel    Benim BlogBenim Blog

O Gece Semada Muhteşem Bir Şehrayin Vardı ...

 
Başlığa cevap gönder    ispirim.org Forum Ana Sayfa -> Islamiyet Hakkinda Hersey
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
tilmiz
Mesaj 150+
Mesaj 150+


Kayıt: Oct 26, 2007
Mesajlar: 237
Ruh Halim: Kullanıcının Ruh Hali
Günlük ort. Mesaj: 0.02
Konum: istanbul

MesajTarih: Çrş Tem 30, 2008 2:43 am   Mesaj konusu: O Gece Semada Muhteşem Bir Şehrayin Vardı ...  Alıntıyla Cevap Gönder

Cenâb-ı Hakk'ın isimlerinin, sıfatlarının veyahut Zâtî tecellilerinin varlıklarla irtibatı düşünüldüğünde, her varlığın belli tecellilerle meydana geldiği anlaşılacaktır.

İnsan, yaratılmışlar arasında en şerefli varlıktır. İnsanlar arasından seçilen bilhassa büyük peygamberler ise, bütün yaratılmışlar içinde husûsî tecellilere mazhar olmuş kullardır. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) de, bu peygamberler arasında kaymak gibidir. Bu sebeple O'na kaymak', 'öz' ve 'hulâsa' mânâsına 'Mustafa' denmesi boşuna değildir. Hatta meleklerin Hz. Adem'e 'safiyyullah' demelerinin sebebinin, Hz. Âdem'in ruhunda meknî ve zamanı geldiğinde zuhur edecek olan böyle bir saffet olduğu da söylenebilir.

Yine Nebiler Serveri, makam itibarıyla makam-ı cem'in sahibi olduğundan, bütün enbiyâ-i izâmın vâris-i hâssıdır. O (sallallâhu aleyhi ve sellem), vazifeleri itibarıyla bütün enbiyâ-i izâma ait hususiyetleri şahsında toplamış olup, kâinattaki onlara ait mânânın bir fihristidir. Bu itibarla İnsanlığın İftihar Tablosu, 'özün özü'dür. Bu hakikatten hareketle, 'O olmasa idi, kâinat da olmazdı.' denebilir.

Bir diğer açıdan, hakîkî mânâda kâinat ve onun gerçek yorumu Efendimiz'le (sallallâhu aleyhi ve sellem) anlaşılmış ve O'nun tarafından anlatılmıştır. Eğer Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), kâinatın mânâsını ve kâinat gerçeğini anlatmasa, mânâlandırmasa ve yorumlamasaydı, kâinat mânâsız ve karışık bir kaostan ibaret kalacaktı. Oysa kâinat, mebde'den müntehâya (başlangıçtan sona) kadar, belli bir gâyenin takip edildiği bir silsileden ibarettir ve insanlık, bu hakikati de Efendimiz'in mübarek beyanlarından öğrenmektedir. O'nun yorumuyla kâinat mânâsızlıktan kurtulmaktadır. O olmasaydı, kâinatın yorumlanması da tam bir kaosa dönecekti.

Efendimiz'in Kâbe'yle münasebetine gelince; Kâbe, insanların kalblerinin vahdetini sağlayacak bir binadır ve insanların yanlış yere yönelmemeleri için yapılmıştır. Fakat haddizatında Kâbe, arzın merkezinden Sidretü'l-Müntehâ'ya kadar, arz yaratıldığından beri etrafında meleklerin tavaf ettiği muallâ bir yerdir. Orası bir tecelligâh-ı ilâhî ve bir metâf-ı kudsiyândır. Bu, Kâbe'nin mülk yönüdür.

Mekke Kâbe'nin zarfı gibidir

Mekke ise, Kâbe'nin zarfı gibidir. Mekke, böyle yüce bir mânâya zarf olması itibarıyla büyük bir kıymet kazanmış ve mübarek bir yer olmuştur. Kâbe'yi sînesinde barındıran Mekke'ye gelişigüzel 'ana' denmemiştir. Kur'ân, onu doğrudan doğruya 'Bütün beldelerin anası' olarak isimlendirmiştir. (En'âm Sûresi, 6/92; Şuarâ Sûresi, 42/7) Çünkü, bütün beldelerin Kâbe ile bir göbek bağı vardır. Ve bütün beldelere hükmedebilecek evrensel bir peygamber ancak Kâbe'de doğabilir. Dolayısıyla Kâbe gibi, Mekke de metâf-ı kudsiyân olmuş, Hz. Adem'den bu yana bütün kudsîler hep oraya koşmuş ve onun hariminde ölmek istemişlerdir. Ehl-i tahkikin keşif ve ifadelerine göre, insanların tavaf ettiği o yerde yüzlerce peygamberin medfeni (kabri) vardır.

Bütün bunları şunun için arz ediyorum: Peygamber Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) dünyaya teşriflerine mekân olarak başka herhangi bir yerin rahm-i mâder olabilmesi mümkün değildir. Eğer Allah (cc) varlık arasında en kudsî yer olarak Kâbe'yi görmüşse ve Beytullah binası da buna bir işaret ise, ayrıca 'Allah'ın baktığı yer orasıdır, Cenâb-ı Hakk'ın isim ve sıfatlarının halîtası buradadır.' denmişse, şüphesiz Peygamber Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) dünyayı şereflendireceği yer de, en mübarek 'Buk'a' sayılan Kâbe olacaktır.

Evet, Nebiler Serveri'nin başka bir yerde doğması düşünülemez. O (sallallâhu aleyhi ve sellem), ancak Kâbe'nin rahm-i mâderinde neş'et edebilir. Annesi bir başka yerde olsaydı bile, gelip O'nu Kâbe'de dünyaya getirmeliydi. Çünkü, insanlar arasında bütün İlâhî isim ve sıfatların hareket ve odak noktası olan Hz. Muhammed Mustafa'yı (sallallâhu aleyhi ve sellem), bütün bu isim ve sıfatların bir nokta-i mihrâkiyesi olan Kâbe'den başka bir yer besleyemezdi. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), Kâbe'den 53 yaşında iken ayrılmıştır. Kâbe, Nebiler Serveri'ni, her şeye rağmen bağrında besleyen bir ana gibidir. Ama o, mehîb ve mehâfetli bir anadır. İhtimal onun böyle olması da, Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem), maruz kaldığı değişik musibet ve belâlar karşısında metafizik gerilimini yitirmeden dayanması ve daha pek çok kabiliyet ve istidatlarını inkişaf ettirmesi açısından büyük bir önem arz etmektedir.

Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), Kâbe'yi görmüş, ondaki esrarı, âlem-i şehâdetteki bir insanın kabiliyet, istidat ve zâhir-bâtın bütün hisleri ve tecessüsleri ile alabildiği kadar almıştır. Oysaki Kâbe'nin hakikati, göklerin ötesinde, Sidretü'l-Müntehâ'dadır. Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) miracı da Sidretü'l-Müntehâ ile noktalanmıştır. Bir taraftan Nebiler Serveri (sallallâhu aleyhi ve sellem) Miraç'ta semaların eteklerini cevherlerle doldurmuş, onlar da O'nunla şeref kazanmışlardır. Çünkü onlara, o güne kadar bekledikleri O Dürr-i Yektâ'nın solukları ulaşmış ve onlara bir visal yaşatmıştır. Diğer taraftan Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), miraç esnasında değişik yerlere uğrayıp geçmiş, her yerde kendisine 'Top senin, çevkân senin.' denmiş ve O, bu muhteşem istikballe gidip tâ Sidretü'l-Müntehâ'ya kadar yükselmiştir. Sidretü'l-Müntehâ, O'nun için bile aşılmaz bir yerdir. Zira orası, insan ufkunu aşan bir hazîredir. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) de nihayetinde diğer varlıklar gibi yaratılmış biridir.

Efendimiz, geçtiği yerleri şereflendirmişti

Evet, Sidretü'l-Müntehâ'ya kadar Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) geçtiği yerler, O'nunla şereflendirilmişlerdir. Çünkü şimdiye kadar böylesine uzun bir yolculuk yapacak, Sidretü'l-Müntehâ'ya ulaşacak ve bizzat Mütekkellim-i Ezelî'den kelâm ahzedecek dereceye hiç kimse yükselememiştir. Bu meseleyi bir teşbih ile ifade edecek olursak, bir yönüyle Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), kendisine analık yapan Kâbe'den ayrılırken hüzünle ayrılmış, fakat diğer bir yönüyle de, Kâbe'ye 'Sen ayrı ben ayrı.' diyerek, aralarındaki özdeşliğe karşı bir tavır koymuştur. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Medine'deki o muhteşem karşılanma merasimiyle de, Kâbe'den ayrılığın vermiş olduğu hüznüne teselli bulmuştur. Medine, İnsanlığın İftihar Tablosu'na bağrını açmış, O da Kâbe için yaptığı gibi, Medine için de dua etmiş ve orası da üns esintileri ile dolmuştur.

Ayrıca Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), peygamberliğini sema ehline göstermek için bütün gökleri dolaşmış, başta diğer peygamberler olmak üzere bütün gök halkı, Medinelilerin hicret esnasında Allah Resûlü'nü 'Üzerimize ay doğdu...' diyerek karşıladıkları gibi, O'nu büyük bir coşku ile istikbal etmişlerdir. Efendimiz, pek çok kapıdan geçmiş, kendisini karşılayanları, hattâ kendisine refakat eden Cibrîl'i bile belli bir noktadan sonra geride bırakmış ve her şeye perdesiz, engelsiz ulaştığı bir noktada Kâbe'nin Sidretü'l-Müntehâ'daki hakikati ile yüz yüze gelmiştir.

Allah Resûlü, mirâcı anlatırken, 'Öyle bir noktaya ulaştım ki, kader kalemlerinin cızırtılarını duydum.' buyurmuştur. Efendimiz'in Sidretü'l-Müntehâ'da Cenâb-ı Hakk'ın cemalini kemmiyetsiz, keyfiyetsiz, hâilsiz ve perdesiz bir şekilde müşahede etmesi de söz konusudur. Ayrıca O (sallallâhu aleyhi ve sellem), enbiyâ-ı izâmı da ayniyet içinde müşahede etmiş, onlarla zaman üstü görüşüp konuşmuştur. İşte İnsanlığın İftihar Tablosu, böyle bir buudda seyahatini yaparken, Kâbe'nin hakikati ile de buluşmuş ve böylece kendisini besleyen anayı tanımış, onun elini öpmüş ve onunla denk hale gelmiş veya onu aşmıştır. Bu, O'nun (sallallâhu aleyhi ve sellem) için hem anasına karşı bir hasret giderme, hem de o terbiye ve edep insanına, terbiyesini ortaya koyma fırsatı, gök ehline de bu büyük vuslatı gösterme merasimi idi. Bu şehrayinde belki de, bizim bilemediğimiz âlemlerde binlerce, yüz binlerce şahaplar sağa sola saçılmıştır. Çünkü, yeryüzü yaratıldığı günden itibaren gökteki yıldızlar böyle bir şehrâyine asla şahit olmamışlardır. Öyle ki o gece âdeta yıldızlar, kaldırım taşları gibi o Dürr-ü Yektâ'nın ayaklarının altına serilmiştir. Evet, O'nun ruhunun vüs'ati ile mesele ele alınınca, zaten bunu başka bir şekilde ifade etmek de mümkün değildir.

Allah (cc), Nebiler Serveri'ni değişik âyât u beyyinâtı ile arzdakilere anlatarak O'nun kim olduğunu tespit ve tescil ettikten sonra, miraç mucizesi ile de gökler ehline tanıtmıştır. Miracın başlangıcı, Allah Resûlü'nün kulluğuna terettüp eden bir ihsan ve ikramdır. Binâenaleyh, başlangıç yönüyle miraca 'kerâmet' demek daha uygun olur. Öte yandan, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), miracının nihâyetinde, yeniden ümmetinin arasına dönmesi yönüyle, peygamberlik mucizesinin yanı sıra peygamberliği içinde bir velâyet yaşamış ve miraç bir yönüyle o velâyetin bir buudu olmuştur. Ayrıca Nebiler Serveri, miraçtan, iman hakikatlerini görme, tatma ve başkalarına da tattırma gibi peygamberliğini tasdik edici bir kısım semerelerle dönmüştür.


_________________
büyük adam davası büyük olan adamdır...

Başa dön
Çevirimdışı! Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
ispirizm
Mesaj 150+
Mesaj 150+


Kayıt: Oct 14, 2007
Mesajlar: 220
Ruh Halim: Kullanıcının Ruh Hali
Günlük ort. Mesaj: 0.02
Konum: İzmir

MesajTarih: Çrş Tem 30, 2008 5:48 am   Mesaj konusu: Re: O Gece Semada Muhteşem Bir Şehrayin Vardı ...  Alıntıyla Cevap Gönder

teşk.
cümlemizin kandili mübarek olsun..


_________________
ßen seninLe toprağa giderim diyenLeri Çok gördüm ..ßen öyLe diyenleri toprağa hep yalnız Gömdüm..

Başa dön
Çevirimdışı! Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
harbi
Mesaj 350+
Mesaj 350+


Kayıt: Jun 25, 2008
Mesajlar: 488
Ruh Halim: Kullanıcının Ruh Hali
Günlük ort. Mesaj: 0.03


MesajTarih: Çrş Tem 30, 2008 9:59 pm   Mesaj konusu: Re: O Gece Semada Muhteşem Bir Şehrayin Vardı ...  Alıntıyla Cevap Gönder

paylaştığın için teşekkür ler TİLMİZ emeğine sağlık


_________________
BEN BÜYÜK RÜZGARLARIN ADAMIYIM ! BENİM SEVDALARIMDA BÜYÜK OLUR BEN SEVERSEM DESTAN KIZARSAM KATLİAM OLUR...

Başa dön
Çevirimdışı! Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Blog
mimika81
Mesaj 150+
Mesaj 150+


Kayıt: Apr 09, 2008
Mesajlar: 182
Ruh Halim: Kullanıcının Ruh Hali
Günlük ort. Mesaj: 0.01


MesajTarih: Prş Tem 31, 2008 2:55 am   Mesaj konusu: Re: O Gece Semada Muhteşem Bir Şehrayin Vardı ...  Alıntıyla Cevap Gönder

Allah razı olsun tilmizz....böyle yazıların devamını bekliyoruz.... emeğine sağlık....


Başa dön
Çevirimdışı! Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
ispirim.org Forum Ana Sayfa -> Islamiyet Hakkinda Hersey Tüm zamanlar GMT +10 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok bu gece sadakat Aşk/Sevgi 6 Sal Tem 08, 2008 6:27 am Son Mesajı Görüntüle
Yeni mesaj yok Lincol ün Dönüşü Muhteşem olacak!!! By_ultrAslan Galatasaray 0 Pts Hzr 23, 2008 11:47 pm Son Mesajı Görüntüle
Yeni mesaj yok 30 gün gece ispir_city Film Download 1 Cmt May 17, 2008 8:46 pm Son Mesajı Görüntüle

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group

GOOGLE Emmi Burdan İndexle

Forumtags | İstek ve Görüşler | Tebrik ve Kutlamalar | Duyurular | Tanışma | Üyelerimizin Resimleri | İspir Tarihi | Etkinlikler | Güncel Haberler | Eğitim faaliyetleri Yöremizden Yemekler | Yöre Dili | Resmi Kurumlar | Belediyeler | Şiir - Mani | Liseli Gençler | Üniversiteli Gençler | Genel Haberler | Forum Oyunları
Film Download | Köylerimiz | Dizi Dünyası | Rüya Otomobiller Modifiyeli Araçlar | Klipler | Zeka Soruları | Fıkralar | Komik Olaylar
Komik Resimler | Komik Videolar | Futbol | Milli takım | Galatasaray | Fenerbahçe | Beşiktaş | Trabzonspor | İslamiyet |
© www.ispirim.org (2008) - İspirliyük Hep Birük

www.sansuresansur.org Powered by  MyPagerank.Net